18 Haziran İstanbul İftar saati kaç? İstanbul İmsakiyesi

On bir ayın sultan Ramazan ayının 1.günündeyiz. 18 haziran İstanbul için iftar saati kaç diye merak ediyorsanız ve ayrıca oruç hakkında detaylar haberimizde.

18 Haziran İstanbul İftar saati kaç? İstanbul İmsakiyesi

On bir ayın sultan Ramazan ayının 1.günündeyiz. 18 haziran İstanbul için iftar saati kaç diye merak ediyorsanız ve ayrıca oruç hakkında detaylar haberimizde.

18 Haziran İstanbul iftar saati – 20:48

2015 İstanbul Ramazan İmsakiyesi

ORUÇ TUTMAK TATLI İSTEĞİNİZİ ARTIRIYORSA…

Ramazan ayının yaz mevsimine denk gelmesi, aç ve susuz kalınan sürenin uzun olması, oruç tutmayı sıkıntılı hale getirebiliyor. Özellikle kan şekeri çok düştüğü için vücudun tatlı ihtiyacı artıyor. Aşırı tatlı tüketimi ise vücudu yağlandırıyor. Memorial Şişli Hastanesi Beslenme ve Diyet Bölümü’nden Uz. Dyt. Merve Yüksek, ramazanda beslenme konusunda dikkat edilmesi gerekenler hakkında bilgi verdi.

İftar sonrası uyumayıp, yürüyüşe çıkın

İftar sofraları genelde tüm aile bireylerinin bir araya geldiği, geleneksel sofraların kurulduğu ve masa başında geçirilen sürenin daha uzun olduğu bir dönemdir. Bu sene iftarın geç bir saate denk gelmesinden dolayı, meyve veya tatlıdan sonra başka öğün yapmamaya, dolu bir mideyle uykuya geçmemeye dikkat edilmelidir. Mümkünse iftar sonrası yürüyüş yapılmalı, uykuya kadar geçirilen vakitte sıcak veya serinletici içeceklerle devam etmeye özen gösterilmelidir.

Sahurda hamur işi yemek çabuk acıkmanıza neden olur

Oruç tutarken mutlaka sahura kalkılmalıdır. Sıcaklarla beraber iştahta biraz daha azalma görülebilir. Bu yüzden sahurda hafif ve hazmı kolay, ancak tok tutan yiyecekler tüketilmelidir. Yumurta, az tuzlu peynir, süt ve tam tahıllı ekmek sahur sofralarında bulunması gereken en iyi seçeneklerdir. Zeytin tuzlu bir besin olduğundan gün içinde susamaya sebep olabilir, bu yüzden yerine ceviz tercih edilebilir. Fazla tuzlu yiyeceklerin gün içinde susatacağı; fazla şekerli ve hamur işi yiyeceklerin ise daha kolay acıktıracağı unutulmamalıdır.

İftarda 1-2 dilim pide tüketilebilir

Oruç açarken acele edilmemelidir. Hızlı yemekten kaçınılmalı, yiyecekler iyice çiğnenmeli ve birden bire yemeklere yüklenilmemelidir. 1 adet hurma ile oruç açıldıktan sonra çok yağlı ve tuzlu olmayan çorba ile devam edilmelidir. 18 saatlik açlığın ardından ani yemek yüklemesi mide ve bağırsak problemleri yaşanmasına sebep olabilir. Bu nedenle yemeğe biraz ara verilmelidir. Orucu açtıktan bir süre sonra yemeğe hafif zeytinyağlılar ya da salatayla devam edilmelidir. Ramazan ayının geleneksel lezzeti olan pidenin de 1-2 dilimi geçmeyecek şekilde tüketilmesi gereklidir.

Beyaz tatlılar tüketilebilir

İftar sofralarında ağır yağlı yemeklerin, kızartılmış yiyeceklerin, börek gibi hamur işi çeşitlerinin ve şeker içeriği çok fazla olan şerbetli tatlıların bulunmamasına özen gösterilmelidir. İftardan sonra tatlı ihtiyacı hissediliyorsa güllaç, sütlaç ve dondurma gibi beyaz tatlılar tercih edilmelidir. Lifli ve şeker oranı düşük meyvelerden oluşan salatalar da hem vitamin ihtiyacını karşılamakta hem de tatlı özlemini gidermektedir.

Cacık ve soğuk çorbalar hem serinletiyor hem tok tutuyor

Yaz aylarında oruç tutarken en önemli konulardan biri de yeterli sıvı tüketimidir. Vücudun ısı dengesini sağlamak ve gün içerisinde alınamayan sıvıyı telafi edebilmek için iftar ile sahur arasındaki süreçte bol bol sıvı alınmalıdır. Bu süreçte saat başı 1-2 bardak su içilmelidir. Yeterli sıvı tüketimi için suyun yanı sıra bitki çayı, ayran, maden suyu, şekersiz limonata ve kompostolar da tercih edilebilir. Ayrıca yoğurtlu soğuk çorbalar ve cacık hem serinletme hem de tok tutma özellikleriyle iftar menülerinde mutlaka yer almalıdır. Yemekten 1 saat sonra yapılacak yarım saatlik yürüyüş ise kişinin hem kendisini daha iyi hissetmesini sağlayacak hem de yediklerini sindirmesine yardımcı olacaktır.

Kronik bir sağlık sorununuz varsa dikkatli olun

Oruç tutmak isteyen ancak sağlık problemi olan kişiler, Ramazan ayı başlamadan önce oruç tutmalarının sağlık durumları açısından uygun olup olmadığını mutlaka doktorlarına danışmalıdır. Özellikle şeker ve tansiyon hastaları ile hamile ve emziren kadınlar dikkat etmeli, gerektiği takdirde oruç tutmamalıdır. Bunların yanı sıra küçük yaştaki çocuklar ile böbrek ve karaciğer hastaları da oruç tutmamalıdır.

KRONİK HASTALIĞI OLANLARA RAMAZAN ÖNERİLERİ

Ramazan ayında sıcaklarla birlikte uzun saatler oruçlu olmak sindirim sistemini olumsuz etkileyebiliyor. Özellikle ülser, gastrit, reflü gibi rahatsızlıkları olan kişilerin Ramazan ayında birtakım önlemler alması gerekiyor. Kronik hastalığı olan bireylerin öncelikle doktor kontrolünden geçmeleri ve tüm önerileri dikkate almaları gerekiyor. Memorial Şişli Hastanesi Gastroenteroloji Bölümü’nden Doç. Dr. Oya Yönal Ramazan ayında oruç tutmayı zorlaştıran rahatsızlıklar ve yapılması gerekenler hakkında bilgi verdi.

Ülser ve gastriti olanlar Ramazan ayına kadar tedavisini tamamlamış olmalı

Ramazan ayında uzun süren açlık sonucunda mide asiti artmaktadır. Bu süreçte özellikle reflü, gastrit ve ülser gibi rahatsızlıklarda artış görülmektedir. Oruç döneminde az su alındığı, hareketsiz kalındığı ve lifli yiyeceklerle beslenilmediği durumlarda kabızlık sorunu ortaya çıkmaktadır. Ayrıca uzun süren açlık sonrasında zamanla sindirim sisteminin hareketleri de azalır. Bu nedenle iftarda hızlı ve fazla yemek yemek karında şişkinliğe, hazımsızlığa yol açabilir. Öncelikle oruç tutacak kişinin reflü, aktif bir ülser, gastrit ya da bir sindirim sistemi rahatsızlığı olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Gastrit veya ülser sorunu olanların mutlaka Ramazan öncesinde tedavilerinin tamamlanmış olması gerekir. Mide yakınmaları hafif boyutta olanlar, diyet ve ilaç gibi önlemlerle oruç tutulabilir. Geçirilmiş ülseri veya mide kanaması olanların ise ramazan öncesinde doktorlarına başvurarak gereken önlemleri almaları, gerekiyorsa bu süreci ilaç tedavisi ile desteklemeleri gerekir. Henüz tedavisi sürmekte olan ülser hastalığı, yeni geçirilmiş mide kanaması, mide kanseri, ciddi reflü hastalığı olanların, oruç tutmaları ise sağlık açısından sakıncalıdır.

İftar sahur arası küçük öğünleri ihmal etmeyin

Uzun süre aç kaldıktan sonra iftarda fazla miktarda ve hızlı yemek yenmesi sonucu mide boşalma zamanın uzaması ve mide asit miktarında artış meydana gelmesi nedeni ile reflü tetiklenmektedir. Acılı baharatlı yemekler, kola, gazoz gibi asitli içecekler, yağlı yiyecekler, kızartmalar ve sindirimi zor yiyeceklerden uzak durmak gerekmektedir. İftarla sahur arası tek öğün olarak geçirilmeyip sahura kadar küçük küçük öğünlerle beslenilmelidir. Reflü hastaları özellikle iftarda kafeinden ve sigaradan da uzak durmalıdır. Reflü hastalarında mide asit salgılanmasını azaltan ilaçlar daha rahat bir oruç dönemi geçirilmesine yardımcı olmaktadır.

Yemekten sonra hemen uyumayın

Ramazanda özellikle dikkat edilmesi gereken konulardan birisi de yemekten sonra uyku konusudur. Yatar pozisyonda yiyeceklerin mideden yemek borusuna geri gelmesi kolaylaştığı için yemekten sonra hemen yatmak özellikle reflü şikayetlerini artırmaktadır. Yemekle yatma saati arasında 2-3 saat bırakılması ihmal edilmemelidir.

Doktora sormadan ilaç almayın

Ülser ya da gastrit hastalarının ağrı kesici, aspirin kullanımına da dikkat etmesi gerekmektedir. Mide için zararlı olabilecek bu ilaçların doktor önerisi olmadan kullanılması mide kanaması ve delinmelerine neden olabilir.

Hamur işinden uzar durun

Ramazan ayında en sık yaşanan sorunlardan birisi de kabızlıktır. Uzun süre sıvı alamamak lifli gıdalarla beslenmemek, fast food türü yiyecekler, hamur işi beslenmek, hareketsizlik kabızlık şikayetlerini artırmaktadır. Çorba ve salata ağırlıklı, lifli yiyecekler ile öğünler arasında hurma, kayısı, erik, komposto gibi bağırsak hareketlerini hızlandıracak gıdalar tüketilmesi kabızlık şikayetlerinin azalmasını sağlayacaktır.

İftardan sonra yürümeye üşenmeyin

Hızlı kilo alınması ile karaciğerde yağlanma görülebilmektedir. Ramazan ayı süresince uzun süre aç kalınmasına rağmen iftar ve sahurda yenilen yüksek kalorili hamur işleri ve tatlılar nedeniyle karaciğerde yağlanma yaşanabilmektedir. Bunun yanı sıra uzun süreli açlık durumlarında da metabolizmanın yavaşlaması nedeniyle ve fiziksel aktivitenin azalması ile kilo alınması sonucu karaciğerde yağlanma oluşabilmektedir. Yemeklerden sonra yapılacak kısa yürüyüşler karaciğer yağlanmasıyla birlikte gereksiz kilo alımlarının da önüne geçmektedir.

Safra kesesinde taş varsa dikkat!

Uzun süre açlık sırasında safra kesesi içinde kalan safra koyulaşmakta, akışkanlığı azalmakta ve yeni safra kesesi taşlarının oluşumu artmaktadır. İftardan sonra aşırı yağlı beslenme safra kesende taşı olanlarda şikayetlere neden olmaktadır. Safra kesesinde taşın bulunması hazımsızlığa, çok miktarda yağ içeren besinlerin yenmesi karın ağrısı, bulantı ve kusmaya neden olabilmektedir. Safra kesesi taşlarının kanala düşmesi de pankreasta iltihaplanmaya yol açabilmektedir. Bu durumlarda vakit kaybetmeden doktora başvurulmalıdır

ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ
Ptt kart